- Katılım
- 25 Şubat 2025
- Mesajlar
- 2.744
- Tepkime puanı
- 162
- Puan
- 63
Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti (GGC) tarafından ilki geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen paneller serisinin Avrupa ayağı olan “Barış Süreçlerinde Basının Hafızası: Avrupa’dan Bakış” paneli, İsveç’in başkenti Stockholm’de başladı. Panelde konuşan DEM Parti İstanbul Milletvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Cengiz Çiçek, süreçte taraf olduklarını ancak gerçekleri objektif biçimde aktarmaya çalıştıklarını belirterek, “40 yılı aşkın süredir devam eden bir çatışma var. Dünya deneyimlerine baktığımızda, çatışma çözümünün ancak gerçeklerin eğilip bükülmeden konuşulmasıyla mümkün olduğunu görüyoruz. Sürecin daha şeffaf ve katılımcı ilkelerle yürütülmesi gerekiyor. Kavga bitmiş değil. Ancak bu çatışmanın silahlı zeminden siyasal zemine çekilmesi hedefleniyor” dedi.
Güneydoğu Gazeteciler Başkanı Felat Bozarslan ise 40 yıldır süren savaşın geride sadece acı, yıkım ve boşaltılan köyler bıraktığını ifade ederek, mikrofonların savaşın değil barışın sesi olması gerektiğini söyledi.
Panelin açılışında konuşan GGC Başkanı Felat Bozarslan, bölgede görev yapan gazetecilerin toplumun hafıza merkezleri olduğunu vurgulayarak, medyanın barış süreçlerindeki hayati sorumluluğuna dikkat çekti. 40 yıldır süren savaşın geride sadece acı, yıkım ve boşaltılan köyler bıraktığını ifade eden Bozarslan, mermilerin ve silahların çözemediği sorunların ancak ortak bir dille çözüleceğini belirtti.
Bozarslan, konuşmasında medyanın diline ve toplumsal barışa dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
“Barış, sadece masalarda ve siyasetçiler arasında yürüyen bir süreç değildir; toplumun yüreğinde, sokaklarında ve her şeyden önce medyanın dilinde başlar. Biz gazeteciler kullandığımız her kelimeyle ya bir köprü kuruyoruz ya da bir duvar örüyoruz. Yıllarca bu bölgede sert ve kirli bir dil kullanıldı; mikrofonlar savaşIarın değil barışın sesini büyütmeli. Toplumun dili sertleşirse, kalbi de sertleşir. Ama dil yumuşarsa insanlar yeniden birbirini dinlemeye başlar."
GGC Başkanı Bozarslan, özellikle Avrupa’da yaşayan kürt gazetecilere de seslenerek “Sizler uzaktan izleyen insanlar değilsiniz. Sizler bu halkın hafızası, acısı ve umudusunuz. Burada söylenen her barış sözü, Amed’de bir annenin yüreğine ulaşıyor” şeklinde konuştu.
Sürecin temel hedefinin, 1984’ten bu yana devam eden silahlı çatışmanın siyasal ve hukuki zemine taşınması olduğunu dile getiren Çiçek, “Kavga bitmiş değil. Ancak bu çatışmanın silahlı zeminden siyasal zemine çekilmesi hedefleniyor. En önemli amaç silahların susmasıdır” diye konuştu.
Güneydoğu Gazeteciler Başkanı Felat Bozarslan ise 40 yıldır süren savaşın geride sadece acı, yıkım ve boşaltılan köyler bıraktığını ifade ederek, mikrofonların savaşın değil barışın sesi olması gerektiğini söyledi.
“Yıllardır bölgede sert ve kirli dil kullanıldı”
GGC tarafından ilki 2025 Ekim ayında Diyarbakır’da düzenlenen “Barış Süreçlerinde Basın ve Medya’nın Rolü” panelinin Avrupa ayağı olan “Barış Süreçlerinde Basının Hafızası: Avrupa’dan Bakış” paneli, İsveç’in başkenti Stockholm’de yapıldı. Uluslararası düzeyde büyük ilgi gören GGC’nin etkinliği kentteki Westmanske Palatset Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.Panelin açılışında konuşan GGC Başkanı Felat Bozarslan, bölgede görev yapan gazetecilerin toplumun hafıza merkezleri olduğunu vurgulayarak, medyanın barış süreçlerindeki hayati sorumluluğuna dikkat çekti. 40 yıldır süren savaşın geride sadece acı, yıkım ve boşaltılan köyler bıraktığını ifade eden Bozarslan, mermilerin ve silahların çözemediği sorunların ancak ortak bir dille çözüleceğini belirtti.
Bozarslan, konuşmasında medyanın diline ve toplumsal barışa dikkat çekerek şu ifadelere yer verdi:
“Barış, sadece masalarda ve siyasetçiler arasında yürüyen bir süreç değildir; toplumun yüreğinde, sokaklarında ve her şeyden önce medyanın dilinde başlar. Biz gazeteciler kullandığımız her kelimeyle ya bir köprü kuruyoruz ya da bir duvar örüyoruz. Yıllarca bu bölgede sert ve kirli bir dil kullanıldı; mikrofonlar savaşIarın değil barışın sesini büyütmeli. Toplumun dili sertleşirse, kalbi de sertleşir. Ama dil yumuşarsa insanlar yeniden birbirini dinlemeye başlar."
“Savaş en çok gerçeği öldürür”
“Savaş en çok gerçeği öldürür” diyen Bozarslan, “Barış, insanların birbirinin yüzüne korkmadan bakabilmesidir. Barış, bir çocuğun kimliğini gizlemek zorunda kalmadan büyümesidir. Yıllarca Türk anneleri de Kürt anneleri de aynı acıyla ağladı. Aynı türküyle hüzünlenen halkların kaderi düşmanlık olmamalıdır. Bu yüzden çözüm süreci siyasi bir tercih değil, insani bir zorunluluktur. Savaş en çok gerçeği öldürür. Bizler sadece savaşın tanıkları olmak istemiyoruz; kalemimizle onurlu ve kalıcı bir barışın mimarları olmak, yaşamın sesini duyurmak istiyoruz" dedi.GGC Başkanı Bozarslan, özellikle Avrupa’da yaşayan kürt gazetecilere de seslenerek “Sizler uzaktan izleyen insanlar değilsiniz. Sizler bu halkın hafızası, acısı ve umudusunuz. Burada söylenen her barış sözü, Amed’de bir annenin yüreğine ulaşıyor” şeklinde konuştu.
“İki yıldır coğrafyamızda kan dökülmüyor, insanlar ölmüyor”
Bozarslan konuşmasında bölgede yaklaşık iki yıldır silah ve bomba seslerinin sustuğuna dikkat çekerek, “Coğrafyamızda kan dökülmüyor, insanlar ölmüyor, silah ve bomba sesi duymuyoruz. Bu durumdan kaynaklı her yıl binlerce insan bölgemize geliyor” dedi.“Şeffaf ve katılımcı süreç gerekiyor”
Panelin oturumunda konuşan DEM Parti Milletvekili ve İmralı Heyeti Üyesi Cengiz Çiçek, “Güncel Sürece Genel Bakış” başlığı altında Türkiye’de yürütülen barış süreci, çatışmaların sona erdirilmesi ve silahsızlanma tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çiçek, süreçte taraf olduklarını ancak gerçekleri objektif biçimde aktarmaya çalıştıklarını belirterek, “40 yılı aşkın süredir devam eden bir çatışma var. Dünya deneyimlerine baktığımızda, çatışma çözümünün ancak gerçeklerin eğilip bükülmeden konuşulmasıyla mümkün olduğunu görüyoruz” dedi. Sürecin daha şeffaf ve katılımcı ilkelerle yürütülmesi gerektiğini ifade eden Çiçek, mevcut tartışmaların yalnızca “Terörsüz Türkiye” söylemine sıkıştırılmaması gerektiğini söyledi.Sürecin temel hedefinin, 1984’ten bu yana devam eden silahlı çatışmanın siyasal ve hukuki zemine taşınması olduğunu dile getiren Çiçek, “Kavga bitmiş değil. Ancak bu çatışmanın silahlı zeminden siyasal zemine çekilmesi hedefleniyor. En önemli amaç silahların susmasıdır” diye konuştu.